ARAMA








 

BAŞKAN ATEŞ, İLİMİZDE TURİZMİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARININI DEĞERLENDİRDİ

BAŞKAN ATEŞ, İLİMİZDE TURİZMİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARININI DEĞERLENDİRDİ

27.05.2021 Perşembe / Başkan Türker Ateş, İlimizin turizm sektöründeki gündemini, İlimizde sektörün dününü, bugününü ve yarınını, Odamız tarafından turizm alanında yapılan çalışma ve projeleri Turizm Yatırım İşletme Dergisi'nin Mayıs 2021 sayısına verdiği mülakatta değerlendirdi.

Röportaj Tam Metni:

-Öncelikle, Bolu TSO olarak Bolu turizmine yönelik çalışmalarınız hakkında genel bilgi alabilir miyiz?

İl olarak gayrisafi yurtiçi hasılamızın % 60’ını, yani il ekonomimize en fazla katkıyı turizmin de içinde bulunduğu hizmetler sektörü sağlıyor. Turizm, il olarak kurum ve kuruluşlarımızla birlikte en fazla yoğunlaştığımız alanlarından birisidir. Türkiye’nin deniz dışı turizm açısından en gözde kentlerinden birisi olabilmeyi kendimize hedef olarak seçtik. Çünkü mütevazı olamayacağımız bir konu varsa o da Bolu’nun bir turizm kenti olduğudur. Şehrimizin % 65’i ormanlarla kaplıdır. 300 dolayında irili ufaklı göle sahibiz. Oda olarak İlimizde turizmin geliştirilmesine yönelik sistemli çalışmalarımız 2005 yılına kadar gidiyor. Türkiye’de kümelenme modeli henüz daha yaygınlaşmamışken ve çok fazla bilinirliğe ulaşmamışken biz Oda olarak, URAK işbirliğiyle İlimizde turizm kümelenme çalışmasını başlattık. Küme içinde yer alan sektörün tüm oyuncularını aynı masa etrafında bir araya getirdik. Bolu’nun kümelenme etkileşim haritasını oluşturduk. Yapılması gerekenleri ve yol haritasını belirledik. Yıllara dönük olarak çalışmalarımız hem turizmin genel niteliği, hem de alt kolları bağlamında devam etti. Örneğin, Oda olarak Bolu’nun şehir merkezinin turizm destinasyon kimliğinin güçlendirilmesi konusunu oldukça önemsiyoruz. Abant, Gölcük, Kartalkaya, Yedigöller ve daha bunun gibi birçok uluslararası marka değeri olan destinasyonumuzun yanı sıra, şehir merkezimizin de bu yapıya entegre olmasını sağlayacak çalışma ve projeleri gündemimize aldık. İlimize gelen turistleri şehir merkezine çekecek, burada vakit geçirmelerini sağlayacak önemli çalışmaları sırayla hayata geçiriyoruz. Son olarak Bolu Müzesi’nde bulunan, tüm dünyada eşi benzeri olmayan ünik nitelikteki Artemis büstünü arkeolog ve akademisyenlerimizin desteğiyle tespit edip yurtiçi ve yurtdışı tanıtımını yaparak İlimize kazandırdık. Söz konusu büstün ticarileştirilmesi ve çoğaltılması ile ilgili Turizm Bakanlığı’ndan da gerekli izinleri aldık. Artemis, Bolu’nun yeni simge değerlerinden birisi olarak turizm yapısına katılacak. Ayrıca, ilçelerimizin de bu turizm yapısına entegre olmaları konusunu oldukça önemsiyoruz. Turizm, yerinde istihdam sağlayarak göçü de tersine çevirebilecek, ilçelerimizin gelişme ve kalkınmasına katkı sağlayabilecek önemli bir sektör. Baktığınızda her ilçemizde destinasyon olmak için en az bir neden bulabilirsiniz. Bu noktada dokunduğumuz konulardan birisi coğrafi işaretler oldu. 2016 yılından bu yana bu konuda ilçelerimizle birlikte Odamız öncülüğünde adeta bir seferberlik yürütüyoruz. 2016 yılında hiçbir tescilli coğrafi işareti bulunmayan İlimizde bugün 20 tescilli ürünümüz bulunmaktadır. Bunların 10 tanesi Odamıza ait. 2020 yılında Türkiye’nin coğrafi işaret tescil şampiyonu olduk. Coğrafi işaretlerin önemi, yöresel ve kültürel turizmi hareketlendirecek, aynı zamanda yerelde iş ve istihdama dönüşebilecek bir niteliğinin olmasıdır.

Bugünlerde devam eden çalışmalarımızdan birisi de, Bolu sağlık turizmi sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırıp İlimize döviz girdisi kazandırması amacıyla HİSER projesi başlattık.

-Bolu’nun turizmde sahip olduğu potansiyel, doğal ve tarihi zenginlikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Doğal güzellikleriyle öne çıkan şehirde sağlık, toplantı-kongre gibi turizm imkanları ne boyutta?

Bolu, deniz dışı turizm kollarından doğa ve yayla turizmi, sağlık turizmi, kültür ve inanç turizmi, toplantı ve kongre turizmi, kış turizmi, spor turizmi, gastronomi turizmi gibi birçok turizm dalında markalaşma potansiyeline sahiptir.

Doğa turizminde 1 milli park, 9 tabiat parkı, 300 dolayında irili ufaklı göle ve birçok yaylaya sahip olan İlimizde, milli park ve tabiat parklarımızı yılda 2 milyona yakın kişi ziyaret etmektedir. Pandemi nedeniyle bu yıl ziyaretçi sayısında kısmi bir azalma yaşansa da Bolu, % 65’i ormanlarla kaplı coğrafyasıyla her dönemde Türkiye’nin cennet köşelerinden birisi olmaya devam etmektedir.

Sağlık altyapısı ve tesisleri açısından Türkiye’nin en gelişmiş illeri arasındayız. Burada büyük hayırsever merhum İzzet Baysal’ın vakfı aracılığıyla inşa ederek şehre armağan ettiği sağlık tesislerinin payı büyüktür. 2 adet fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesinin de bulunduğu sağlık kuruluşlarımız, yalnızca Bolu’dan değil tüm bölgeden yoğun talep almaktadırlar.

Bunun dışında, Bolu, tarihi 2 bin yıl öncesine kadar giden bir termal geçmişe sahiptir. Merkez Karacasu bölgesi, Mudurnu, Göynük ve Seben ilçelerimiz önemli jeotermal kaynaklara ve bu bölgelerde faaliyet gösteren önemli tesislere sahiptir. Diğer bir deyişle, Bolu kaplıcalar şehridir. Oda olarak yaptığımız araştırmalarda, MS 2.yy’da Karacasu bölgesindeki termal hamam çalışmalarını konu edinen Roma dönemi yazışmalarına rastladık.

Türkiye’nin iki büyük metropolü olan Ankara ve İstanbul’a olan yakınlık nedeniyle toplantı ve kongre turizmi de Bolu açısından önem taşıyor. İlimizde Abant ve şehir merkezinde toplam 9 otelde 6500 dolayında bir toplantı kapasitesi bulunduğunu söyleyebiliriz. İlimizin toplantı-kongre yönünden cazibesini artırmak amacıyla bu kapasiteyi geliştirme çalışmalarımız devam ediyor.

İl genelinde toplam 418 adet geleneksel Türk evi ve sivil mimari örneği mevcuttur. Akşemseddin ve Hayreddin-i Tokadı türbeleri başta olmak üzere 167 adet Dini ve Kültürel Yapı (cami, türbe, han, hamam v.b.) bulunmaktadır. Tarihi İpek Yolu güzergahı üzerinde bulunan ve kentsel sit alanı ilan edilen, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin yer aldığı Mudurnu ve Göynük ilçelerimiz Citta-Slow (sakin şehir)  unvanına sahiptir. Mudurnu ilçemiz ayrıca, yüzlerce yıldır süregelen bir ahilik kültürüne evsahipliği yapmaya devam etmektedir.

Gastronomi konusunda da Mengen ilçemiz başı çekiyor. Bolu gastronomi alanında bütün dünyaya aşçı ihraç eden uluslararası bir markadır.

-Farklı turizm çeşitlerine yönelik imkanları bünyesinde barındıran Bolu’da otel miktarı ve çeşitliliğinin yeterli olduğu söylenebilir mi? Turist taleplerine bakarsak, mevcuttaki hangi tür konaklama tesissilerine yönelik talepler ön plana çıkıyor?

Bolu’da biraz önce değindiğimiz gibi deniz dışı turizm alanlarının hemen hepsine hitap eden zengin bir potansiyel söz konusudur. Turizmin niteliğine göre tesisleşme de bu yönde ilerlemektedir. Termal tesisler termal bölgelerde yoğunlaşmıştır. Bunun yanı sıra devremülk turizminde de son yıllarda önemli bir gelişme yaşandı. Devremülk kapasitesi 20 bin dolayında bulunmaktadır. Bunun dışında, İlimizin yatak kapasitesi, turizm belgeli ve yerel belgeli 130 dolayında işletmenin toplamı olarak 9 bin seviyesindedir. Bizim il olarak öncelikli hedefimiz, bu sayıyı 20’binlerin üzerine taşımaktır. Abant, Kartalkaya vb. marka destinasyon noktalarındaki konaklama tesislerine normal dönemde özellikle haftasonlarında ve tatil dönemlerinde kapasitenin çok üzerinde talep alıyoruz. Hafta içi doluluk oranları kısmen düşüyor. Kongre turizminin daha da artması için tek noktada veya bölgede yüksek kapasite ile toplantı-kongre düzenlemeye yeterli olacak bir yatak ve kongre kapasitesini oluşturmamız gerekli. Şuanda önümüzde bir KTKGB planlama süreci bulunuyor. 38,8 bin hektarlık alan turizmin her koluna hizmet verebilecek şekilde planlanacak, sonrasında da yatırımlar ve tesisleşmeler başlayacak. Dolayısıyla yatak kapasitemiz çok artacak. Örneğin, KTKGB içinde film endüstrisine ait alanlar, sportif branşlardaki federasyonların kullanacağı olanaklar, trekking güzergahları, kamping alanları, bakım-terapi merkezleri ve daha sayabileceğimiz birçok konuda yer planlamalarının yapılması gerekliliğinin üzerinde duruyoruz.

-Bolu’ya yapılan yatırımları ve kente yönelik yatırım teşviklerini yeterli buluyor musunuz?

Şunu açıklıkla ifade edebilirim ki, Bolu önümüzdeki yıllarda özellikle KTKGB’nin devreye girmesiyle birlikte turizmde çok büyük bir sıçrama gerçekleştirecek. Ankara ve İstanbul arasında stratejik bir konumu ve ulaşım kolaylığı, İlimizin elini bu noktada güçlendiren bir faktör. Teşvikler açısından bakıldığında, turizm sektörünün en önemli özelliklerinden birisi, imalat sanayiye kıyasla teşviklerin verimi ve geri dönüş hızıdır. Turizm sektörü, farklı ve özel bir sektördür. Bu sektöre bir kere teşvik verirseniz, o yatırım kartopu gibi büyür ve devam eder. Sanayide bu böyle değildir. Sanayi sürekli kendisini teknoloji ile yenilemek, inovasyon üretmek zorundadır. Her kategoriyi ayrı ayrı teşvik etmeniz, düzenli biçimde bunu tekrarlamanız gerekir. Bir kalem imal etseniz, dünyanın her yerinde bunun için belirleyeceğiniz fiyat aşağı yukarı birbirine yakındır. Ancak turizm sektöründe sunduğunuz hizmeti ve bu hizmetin kalitesini fiyatlarsınız ve satarsınız. Sizin uygulayacağınız fiyatı, sunduğunuz hizmetin yeri ve niteliği belirler. Dolayısıyla turizm sektörü rakipsiz bir sektördür. Yatırım teşvikleri açısından Bolu merkez ile Gerede ve Mengen ilçeleri ikinci teşvik bölgesinde, diğer ilçelerimiz üçüncü teşvik bölgesinde. 3 yıldız ve üzeri oteller yatırım teşvik belgesi almak suretiyle bölgesel teşviklerinden faydalanabiliyor. 2012 yılından bu yana turizm sektöründe toplamı 560 milyon TL’ye tekabül eden 23 otel yatırımına Bakanlık tarafından yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Bunların 16’sını yeni yatırımlar oluşturdu. İlk etapta 51 bin hektar büyüklüğe sahip olan ancak sonradan revize edilip 38,8 bin hektar şeklinde yeniden düzenlenen KTKGB’de yapılacak olan turizm yatırımları ise doğrudan beşinci bölge teşviklerinden yararlanma şansına sahip olacak. Bu durum kuşkusuz İlimizin turizm yatırım cazibesini ciddi ölçüde artırıp tesisleşmeyi ve yatak kapasitemizi artıracak. Bölgenin şuanda planlama çalışmaları devam ediyor.

-Bolu’nun turizm pastasından aldığı payın büyümesi adına yapılması gereken altyapı-üstyapı çalışmaları nelerdir? Kentin turizme yönelik hangi eksikleri bulunuyor ve bunların giderilmesi noktasında gerek özel sektörden gerekse kamudan beklentileriniz nelerdir?

Özetle belirtmek gerekirse, Bolu’da son dönemde en fazla dile getirilen konulardan birisi, şehrin Ankara-İstanbul arası yüksek hızlı tren hattına, oluşturulacak bir kuzey hattından (Ankara-Gerede-Bolu-Düzce-Sakarya-Kocaeli-İstanbul) entegre olması konusudur. Oda olarak yaptığımız bir araştırmada, Bolu’da öğrenim gören 30 bini aşkın üniversite öğrencisinin % 51’i Ankara ve İstanbul’dan geldiğini öğrendik. Yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirilmeye uygun olan bu kuzey hattı, öğrencilerin aileleriyle birlikte oluşturacağı hareketlilik başta olmak üzere, Bolu’nun tüm turizm destinasyon noktalarına yapılacak ziyaretleri ciddi ölçüde cazip hale getirecektir.

Pandemi etkisi altında geçen 2020 yılı saymazsak, Bolu’da yerli ve yabancı toplamda 800-900 bin arası konaklama yapıldığını istatistiklerden görüyoruz. Bolu’ya gelen ziyaretçi sayısını artırabilmek için, biraz önce de belirttiğim gibi, sahip olduğumuz yatak kapasitesini 20 binlerin üzerine çıkaracak bir tesisleşmeye ihtiyaç var. Bolu’da KTKGB süreci ile bunu önemli ölçüde gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum. Bu noktada, KTKGB’nin planlamasının çok dikkatli ve titizlikle yapılmasında yarar görüyorum.

Bir diğer husus, İlimiz birbirinden farklı onlarca destinasyona sahip olmakla birlikte, şehir merkezimizin de turizm kimliğini güçlendirecek çalışmalara da ihtiyaç bulunuyor. Görsel tasarımlarla desteklenmiş, Bolu’nun tarihi, kültürel, sosyal tüm boyutlarını yansıtan bir şehir müzesi, yine aynı şekilde Bolu’nun yeşil doğasını yansıtacak bir botanik park, Bolu’nun Pamukkale’si olan Akkaya travertenlerinin turizme kazandırılması, gastronomi kültürümüzü ve birikimimizi ziyaretçilerimize yansıtacak yöresel ürün tadım ve demonstrasyon merkezleri hayata geçirilmelidir. Özetle, gelen yerli ve yabancı tüm ziyaretçilerin şehir merkezine gelmeleri için onlara cazip rotalar ve ziyaret noktaları oluşturmalıyız. Deniz dışı turizmde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan birisi, ziyaretçilere faaliyet çeşitliliği yaratılmasıdır.

İlimizde güçlü termal kaynaklar var. Bu termal kaynaklar, tesis ziyaretçileri dışında dışarıdan ziyaretçilerin de kullanımına açılmalıdır. Biz Oda olarak bu konuyu, geçtiğimiz yıllarda yürüttüğümüz sağlık turizmi fizibilite projesi kapsamında Karlovy Vary modeli üzerinden inceledik. Orada şehir ekonomisine yaptığı katkıyı ve çarpan etkisini gözlemleme şansı bulduk. Benzer bir uygulama İlimizde de hayata geçirilmelidir.

-Bolu sınırları içinde de bulunan Yedigöller’in turizmde hak ettiği payı alması noktasında ne tür girişimleriniz var? Diğer sınırdaş illerle ortak yürütülen çalışmalar bulunuyor mu?

Yedigöller Milli Parkı, tıpkı Abant, Kartalkaya, Gölcük gibi Bolu denince ilk akla gelen turizm destinasyonlarından birisidir ve Bolu ile özdeşleşmiştir. Pandemi ile geçen 2020’yi hariç tutarsak, yılda 200 binden fazla ziyaretçi alan, sahip olduğu eşsiz özellikleriyle Bolu’nun turizmde gözbebeğidir. Burası için yapılabilecek en güzel şey, o eşsiz doğasını hiçbir şekilde bozmadan ve kirletmeden, insanlarımızın bu doğal güzellikten yararlanmalarıdır. Kaybettiğimiz an yerine getirmemiz, telafi etmemiz mümkün olmayan bu güzelliği bugüne kadar titizlikle koruduk. Bundan sonra da hem korumaya, hem de insanların bu güzelliği yaşayabilmelerine olanak sağlayacak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

Haberin fotoğrafları

BAŞKAN

ÜYELERİMİZ

İdari Yapı

HİZMETLER

BİLGİ MERKEZİ

BOLU

Hizmet Birimleri